MENÜ
*
*
*
* * * *
KATEGORİLER
SON EKLENENLER
SÜPER DİYET ! HESAPSIZ,HER İKİ GÜNDE BİR İSTEDİĞİNİ YE
HAMİLE KADINLAR SİGARA İÇERSE NE OLUR ?
ACİL DURUMLAR İÇİN SELÜLİTLERİNİZE SON DAKİKA HAREKATI
UZMANLARIN AŞK TANIMLAMASI
SOSYAL EŞİTSİZLİK KADINLARI OLUMSUZ ETKİLEMEKTE
• Blogcu Yardım
|
Artık sürekli kalori hesabı yaptığınız diyetlere
ihtiyacınız yok. Uzmanlar, bir gün aç kalıp diğer gün her istediğinizi
yediğiniz diyet türünü keşfetti!
Tüm diyetlerde, sürekli kalori hesabı yapmak ya
da bir beslenme planına uymak gerektiğini biliyoruz. Ancak bunu
yapmamıza rağmen çoğu kez kilo veremiyorsanız dikkat edin. Etkili kilo
vermek bu kadar basit değil. Kan şekerini düşürüp astım semptomlarını
azaltan, beyin hücrelerini ve kalbi koruyan sağlığa yararlı bir
diyetten bahsedeceğiz. Öyle ki, bu diyet uzun yaşamı da vaad ediyor.
Daily Mail Gazetesi'nin haberine göre; The
Alternate-Day Diet, Intermittent Fasting or The Longevity Diet isimleri
ile anılan bu diyet çeşidi aynı prensibe dayanıyor: "ilk gün hergün
yediklerinin yarısını ye, (yüzde elli porsiyon) ertesi gün ise ne
istersen onu ye!" İşte bu yöntem, zayıflama genlerini harekete geçirip
vücudun yağ yakmasını kolaylaştırıyor.
Illinois Üniversitesi tarafından yapılan
araştırmanın sonuçları da bu diyet sayesinde, beklenenden çok daha
fazla kilo verilebildiğini gösterdi.
16 hasta üzerinde 10 hafta boyunca yapılan araştırmada, her biri 90 kilonun üzerinde olan hastalar, bu diyetle
beklenenin üzerinde kilo vermeyi başardı.
Normalde 10 haftada 2.2 ila 2.7 arasında kilo
vermeleri beklenirken, bu hastaların, diyet sayesinde 4.5 ila 13.5
kilogram arasında kilo kaybetmeleri araştırmacıları bile şaşırttı.
DİYETİ NASIL YAPACAKSINIZ?
* The Alternate-Day Diet adlı kitabın yazarı Dr.
James Johnson, zayıflama geninin harekete geçmesi için az yemek
yediğiniz ilk gün, kesinlikle 500 kaloriyi aşmamak gerektiğini
belirtiyor.
* Daha sonraki sıkı diyet yapılan günlerde ise
normal bir günde aldığınız kalori miktarının yüzde 35’ini alacak
şekilde beslenmek kilo kaybetmenizi sağlarken; normal beslenmenin yüzde
50 ya da yüzde 60’ı kadar kalori almak, sadece mevcut kilonuzu muhafaza
etmenize yardımcı oluyor.
* İstediğnizi yiyebileceğiniz gün çok da
abartmamak koşuluyla istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. ATabi sebze ve
meyveyi ihmal etmeden.
* Çok su içmek ve egzersiz yapmak da önemli. Tartılmak içinse az yediğiniz günleri seçin.
(h2.habertürk) dış haberler |
Tarih: 17:51, Ekim 24, 2009 Kategori: Diyet |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Sigara ayrıca düşük kilolu çocuk doğurmak gibi sağlık sorunlarına yol açıyor.
AMERİKAN “Cincinati Children’s Hospital Medical Center’’da yapılan bir
araştırmaya göre, hamileliği sırasında sigara içen annelerin
çocuklarının hiperaktif olma olasılığı daha fazla. Araştırma, eğer anne
adayları, hamileyken sigara içmeyi bırakırsa, hiperaktivite görülme
olasılığının 5’te 1 oranında azalacağını da ortaya koydu.
Çalışmayı yürüten Dr. Tanya Froelich, kadınların yüzde 15’inin hamileyken sigara içtiğini söyledi.
Hamilelikte sigara içmek, düşük kilolu çocuk
doğurmak, erken doğum gibi daha başka önemli sağlık sorunlarına da
neden oluyor.
(habertürk)
|
Tarih: 17:31, Ekim 24, 2009 Kategori: Hamilelik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yaz tatilini nerede
geçireceğinize karar verdiniz, otel rezervasyonları yapıldı, sıra geldi
selülitleri yok etmeye! Merak etmeyin, böyle acil durumlar için
güzellikte her zaman son dakika harekatı vardır.
Üzerindeki
pareodan kurtulur kurtulmaz kendini havuza atanlardan mısınız? Yoksa
'ben kalabalık plajlarda güneşlenmeyi sevmiyorum' diyenlerden mi? Ya da
sahilde bikinilerle yürüyüş yapmanın pek de keyifli olmadığını
düşünenlerdensiniz ; Bırakın kendinize bahaneler ve kaçış
planları yaratmayı. Bu yaz özgürce bikini giymenin keyfini yaşayın.
Tatile çok az mı vakit kalmış? Hiç problem değil! Sezonun en gözde
renklerinden bikinilerinizi şimdiden hazır edin. Çünkü son dakika harekatımızla hepsini en iyi şekilde sergileyecek olan sizsiniz.
Yağ hücreleri harekete geçiyor Hafif
ve orta dereceli selülitleri yok etmek için masaj yapmak oldukça
faydalı. Çünkü masaj sayesinde kan dolaşımı hızlanır, problemli
bölgelere oksijen ulaşmış olur. Bu sayede buradaki yağ yakımı da
hızlanmış olur. Hücre duvarları daha geçirgen hale gelir, fazla su ve
toksik maddeler atılır. En hareketsiz yağ hücresi bile kış uykusundan
uyanmış olur, incelir ve dışarıya bombe şeklinde kötü bir görüntü
oluşturmaz. Masajın başka bir olumlu tarafı ise, oksitosin hormonu
salgılanmasını artırmasıdır. Bu hormonun salgılanması, selülitlerimiz
olsa bile kendimizi iyi
hissetmemizi sağlar. Masaj yapmak için önce yardımcı elemanlarınızdan
birtakım oluşturmalısınız: Masaj yapmak için bir vücut fırçası, liften
bir eldiven, masaj rulosu ve anti-selülit kremi. İşte hepsi bu kadar!
Öncelikle problemli bölgelerinize beş dakika boyunca rulo ile masaj
yapın. Ardından selülit kreminizi iyice yedirin. Kreminizi sabah ve
akşam olmak üzere, günde iki kez uygulamaya gayret göstermelisiniz.
Masaj aleti yerine ellerinizi kullanmayı tercih ediyorsanız, vücuttaki
fazla suyun atılmasını hızlandıran birkaç hareket söyleyebiliriz.
Öncelikle göbek deliğinizin çevresinde, saat yönünde ve 1 dakika
boyunca daireler çizin. Daha sonra karnınıza ve kalçalarınıza minik
çimdikler atın. Çimdik masajını aşağıdan yukarıya doğru yapabilirsiniz.
Ardından basenlere geçin. İki elinizin avuçlarıyla dizden kalçaya doğru
çekin, sonra da avuçlarınızın çıkık kısımlarıyla basınç uygulayın. Bunu
yaparken cildinizin hafifçe kızarması gerekiyor. Spor yaparak sıkılaşın Kremler
sürebilir, dengeli beslenebilirsiniz. Ama hiç spor yapmadan ne yazık ki
selülitlerinizden kurtulamazsınız. Ancak programlı bir egzersizle
vücuttaki fazla yağlanmadan kurtulabilirsiniz. Kurala göre, kaslar ne
kadar fazlaysa selülit oluşması için o kadar az yer kalır. Düzenli
olarak egzersiz yapan kişiler yağlarını çok
daha hızlı yakabilirler. Dolayısıyla ofiste yenen çikolatanın ya da
akşam yemeğindeki pizzanın etkisi çok daha hafif olur. Sürekli spor
yaparak kaslarınızın vücut çalışanlarınki kadar belirgin olacağından
korkmayın. Çünkü kadın kasları erkeklerinki kadar hızlı gelişmez. Ara
sıra ama yoğun yapılan egzersizler yerine sık ama hafif egzersizler
yapmayı tercih edin.
Kaslarınızın dinlenmesi için mutlaka
molalar verin. Haftada üç gün spor yapmak yeterli olacaktır. Bisiklete
binmek ve koşmak selülitten kurtulmak için en ideal sporlar arasında.
İkisinde de bacak ve kalça kasları yoğun bir şekilde çalıştırılır. Spor
yapmaktan pek hoşlanmıyorsanız, yüzmeyi ve havuz jimnastiğini de
deneyebilirsiniz. Suyun kaldırma gücüyle bir yandan vücut ağırlığının
sadece yüzde 10'u hissedildiği için eklemler zarar görmez,
diğer yandan suyun basıncı dokular üzerinde etki yapar. Böylece
bacaklarınızda varis ve selülit oluşmaz. Kozmetiklerle sımsıkı bir cilt Kozmetik alanında çalışan bilim adamları her gün selülitle mücadelede etkili
olan yeni etken maddeler keşfediyorlar. Özellikle spor ve doğru
beslenmeyle desteklendiği zaman bu kozmetikler oldukça etkili. Selülit
kremlerinizi uygulamadan önce bu bölgelere peeling yaparsanız,
kullanmış olduğunuz ürünlerin etkisini arttırmış olursunuz. (milliyet.com)
|
Tarih: 00:35, Ekim 24, 2009 Kategori: Kadin vucudu |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Hayranlık nerede bitiyor? Aşk nerede başlıyor? Psikologların görüşleri...
Aşk, hayatımızın en büyük gizemlerden biri... Milyonlarca kez şarkılara
konu olmuş, hakkında makaleler yazılmış, açıklanmaya çalışılmış,
üzerinde kafa patlatılmış ve incelenmiş... Aşkın sırrına varıp
varamayacağımız belli değil, belki de o gün hiç gelmeyecek. Daha neye
aşk diyoruz, o bile tam olarak belli değil. Hayranlık nerede bitiyor?
Aşk nerede başlıyor? Neden itibaren birini seviyorum?
Psikologların dediğine göre...
Aşkı tanımlamaya çalışan uzmanlar bu duyguyu çok yoğun, kısıtlı zamanlı
ve başka bir insana bağlı bir ruh hali olarak ele alıyor. Gerçekten de
aşık bir insanın zihni ve tüm bedeni, biraz sıra dışı bir durumda.
Kişinin bilinci, mantığını kaybediyor ve sadece sevdiği kişiye
yöneliyor. Sürekli o insanı düşünüyor. Aşık olanlar, algı ve yargı
güçlerini kaybediyor ve yüzlerine o meşhur "pembe gözlüğü" takıyorlar.
Uyuyamıyorlar, iştahları kaçıyor. Arzuladıkları kişi onları tüketiyor
ve o kişiye bedensel olarak yakın olma ihtiyacı duyuyorlar. Aşklarına
karşılık aldıkları zamansa kendilerini harika bir uyuşturucu almış gibi
hissediyorlar. İki tarafa da benzersiz güçler veren ve onları her türlü
soruna karşı kör eden bir uyuşturucu... Aşkın coşkusu sona erdiği
zamansa beraberlik, sevgi birlikteliği veya çöküş haline geliyor.
Sonucun ne olacağı, beklenenin ne kadar gerçekleştiğine bağlı.
Biraz da biyoloji...
Aşık olma hissine henüz nörobiyolojik bir açıklama getirilememiş. Yine
de aşık olmakla birlikte özellikle vücudumuzdaki dopamin hormonunun
("ödüllendirme maddesi" de deniyor) bir rol oynadığı düşünülüyor. Aşık
olduğumuz zaman, vücudumuz bol miktarda dopamin üretir ve bu da tipik
bir sarhoşluğa benzeyen bir mutluluk hissine neden olur. Mutluluk
hormonu olarak bilinen serotonin seviyesiyse düşer. Artık tamamen aşık
olduğumuz kişiye odaklanmışızdır. Bu, "obsesif kompulsif bozukluk"
denen saplantıya çok benziyor. Bazı sinir hastalarında (nevrotiklerde)
bu düşük serotonin seviyesi çok tipik bir özellik. Kısacası aşık olmak
ve nevrotik davranışlar akraba sayılıyor. Aşık olduklarında, sonsuz bir
coşkuyla delice şeyler yapan ve sonrasında hiç bir şey hatırlamayanlar,
herhalde aradaki bu bağı pek de garip bulmayacaklar. "Aşın gözü kördür"
sözü boşuna değil...
Marie Claire (habertürk)
|
Tarih: 18:06, Ekim 23, 2009 Kategori: ASK |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kadınların, sosyal eşitsizlik nedeniyle hastalıklar karşısında erkeklerden daha "güçsüz" olduğu bildirildi.
Dünya
Sağlık Örgütü (DSÖ), "Kadınlar ve Sağlık" konulu raporunda, son
yıllarda kaydedilen ilerlemelere rağmen, toplumların hala, özellikle
gençlik ve yaşlılık döneminde kadınların sağlık konusundaki taleplerini
karşılayamadığını bildirdi.
Raporda, genç kızlar ve kadınların
hak ettikleri ve ihtiyaç duydukları tedavi ve desteği almasının artık
zamanının geldiği belirtildi.
Kadınların, ihtiyaçlarına ve
kendilerine özgü sorunlarına uygun tedaviden yararlanamadığının
vurgulandığı raporda, özellikle yaşlı kadınların durumunun endişe
verici olduğuna dikkat çekildi.
-KADINLAR DAHA UZUN, AMA "SAĞLIKSIZ" YAŞIYOR
Kadınların
erkeklerden ortalama 6-8 yıl daha fazla yaşadığını hatırlatan DSÖ,
bunun gibi bazı biyolojik avantajlara rağmen, kadınların sağlığının
sosyo-ekonomik duruma bağlı olduğunu bildirdi.
Kadınların
erkeklerden daha uzun süre yaşaması nedeniyle yaşlı kadınların
sayısının daha fazla olduğunun belirtildiği raporda, ülkelere, bugünden
itibaren yaşlılığa bağlı sağlık sorunlarının masraflarının
sorumluluğunu üstlenmeye hazırlanmaları gerektiği uyarısında bulunuldu.
DSÖ raporunda, eğitim ya da karar verme gücünün
yetersizliği/yetersiz bırakılışı ve gelirin az olmasının kadınların hem
kendilerinin, hem de ailelerinin sağlığını koruma becerisini
sınırlandırabildiği, kadınların sağlığı konusunda bölgesel ve
uluslararası önemli farklılıklar olsa da kadın ve genç kızların
özellikle ayrımcılık, şiddet ve yoksulluk gibi benzer engellerle
karşılaştığını vurguladı.
Başta, genellikle ailelerin yaşlı
bireyin yükünü üstlendiği ülkelerde, hükümetlerden yaşlı kadınların
sağlık masraflarını karşılamak için çaba göstermesini isteyen DSÖ,
ayrıca yaşlı kadınların ihtiyaçlarına cevap vermenin hastalığı daha iyi
anlamaktan geçtiğini vurguladı.
AIDS, verem ve aşırı kilonun
15-45 yaşındaki genç kızların ve kadınların başlıca ölüm nedeni
olduğunu belirten DSÖ, bulaşıcı olmayan hastalıkların 45 yaşından sonra
kadınlarda önde gelen ölüm nedenleri haline geldiğini bildirdi.
60
yaşın üzerindekilerin ise kalp sorunları, beyin kanaması gibi
hastalıklardan yaşamını yitirdiğini vurgulayan DSÖ, bunun kadınların
erkeklerden farklı belirtiler göstermesinden ve kadının ikinci plana
itilmesinden kaynaklandığına dikkati çekti.
-SAĞLIKTA REFORM GEREKLİ-
DSÖ,
hayatları boyunca tüm dünyadaki genç kızların ve kadınların sağlık ve
hayatlarını iyileştirmek için hemen harekete geçilmesi çağrısında da
bulundu.
Raporda kadınlar, yapabileceklerinin tamamını yerine
getiremiyorsa, daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam süremiyorsa sağlıklı
bir toplumdan bahsetmenin mümkün olmadığı ifade edildi.
Kadınların
sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için doğum öncesinde başvurulabilen
merkezler, ruh sağlığı, rahim kanseri teşhisi ve tedavisinin yapıldığı
merkezlerin bulunduğunu belirten DSÖ, ancak birçok ülkede cinsel sağlık
hizmetlerinin evli kadınlara yönelik olduğunu, bekar ve genç kızların
gözardı edildiğini vurguladı. DSÖ, hayat kadınları, uyuşturucu
bağımlısı kadınlar ya da kırsal kesimde yaşayan kadınlara yönelik
sağlık merkezlerinin sayısının da çok az olduğunu kaydetti.
(stargazete.com)
|
Tarih: 00:16, Ekim 23, 2009 Kategori: Kadin sagligi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|