"Kadın Online" Güçlü Kadınlar İçin Var...
Özel Arama




MENÜ

* Ana Sayfa
* Hakkımızda
* Arşiv
* Esenkal
* Onlineturizm
* Onlinestar
* Yazarkafe

KATEGORİLER


  • SON EKLENENLER

  • SÜPER DİYET ! HESAPSIZ,HER İKİ GÜNDE BİR İSTEDİĞİNİ YE
  • HAMİLE KADINLAR SİGARA İÇERSE NE OLUR ?
  • ACİL DURUMLAR İÇİN SELÜLİTLERİNİZE SON DAKİKA HAREKATI
  • UZMANLARIN AŞK TANIMLAMASI
  • SOSYAL EŞİTSİZLİK KADINLARI OLUMSUZ ETKİLEMEKTE

  • Blogcu Yardım

    SÜPER DİYET ! HESAPSIZ,HER İKİ GÜNDE BİR İSTEDİĞİNİ YE

    Artık sürekli kalori hesabı yaptığınız diyetlere ihtiyacınız yok. Uzmanlar, bir gün aç kalıp diğer gün her istediğinizi yediğiniz diyet türünü keşfetti!


    Tüm diyetlerde, sürekli kalori hesabı yapmak ya da bir beslenme planına uymak gerektiğini biliyoruz. Ancak bunu yapmamıza rağmen çoğu kez kilo veremiyorsanız dikkat edin. Etkili kilo vermek bu kadar basit değil. Kan şekerini düşürüp astım semptomlarını azaltan, beyin hücrelerini ve kalbi koruyan sağlığa yararlı bir diyetten bahsedeceğiz. Öyle ki, bu diyet uzun yaşamı da vaad ediyor.


    Daily Mail Gazetesi'nin haberine göre; The Alternate-Day Diet, Intermittent Fasting or The Longevity Diet isimleri ile anılan bu diyet çeşidi aynı prensibe dayanıyor: "ilk gün hergün yediklerinin yarısını ye, (yüzde elli porsiyon) ertesi gün ise ne istersen onu ye!" İşte bu yöntem, zayıflama genlerini harekete geçirip vücudun yağ yakmasını kolaylaştırıyor.


    Illinois Üniversitesi tarafından yapılan araştırmanın sonuçları da bu diyet sayesinde, beklenenden çok daha fazla kilo verilebildiğini gösterdi.

    16 hasta üzerinde 10 hafta boyunca yapılan araştırmada, her biri 90 kilonun üzerinde olan hastalar, bu diyetle
    beklenenin üzerinde kilo vermeyi başardı.

    Normalde 10 haftada 2.2 ila 2.7 arasında kilo vermeleri beklenirken, bu hastaların, diyet sayesinde 4.5 ila 13.5 kilogram arasında kilo kaybetmeleri araştırmacıları bile şaşırttı.


    DİYETİ NASIL YAPACAKSINIZ?


    * The Alternate-Day Diet adlı kitabın yazarı Dr. James Johnson, zayıflama geninin harekete geçmesi için az yemek yediğiniz ilk gün, kesinlikle 500 kaloriyi aşmamak gerektiğini belirtiyor.


    * Daha sonraki sıkı diyet yapılan günlerde ise normal bir günde aldığınız kalori miktarının yüzde 35’ini alacak şekilde beslenmek kilo kaybetmenizi sağlarken; normal beslenmenin yüzde 50 ya da yüzde 60’ı kadar kalori almak, sadece mevcut kilonuzu muhafaza etmenize yardımcı oluyor.


    * İstediğnizi yiyebileceğiniz gün çok da abartmamak koşuluyla istediğiniz kadar yiyebilirsiniz. ATabi sebze ve meyveyi ihmal etmeden.


    * Çok su içmek ve egzersiz yapmak da önemli. Tartılmak içinse az yediğiniz günleri seçin.

     
    (h2.habertürk) dış haberler

    Tarih: 17:51, Ekim 24, 2009 Kategori: Diyet
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    HAMİLE KADINLAR SİGARA İÇERSE NE OLUR ?

    Sigara ayrıca düşük kilolu çocuk doğurmak gibi sağlık sorunlarına yol açıyor.

    AMERİKAN “Cincinati Children’s Hospital Medical Center’’da yapılan bir araştırmaya göre, hamileliği sırasında sigara içen annelerin çocuklarının hiperaktif olma olasılığı daha fazla. Araştırma, eğer anne adayları, hamileyken sigara içmeyi bırakırsa, hiperaktivite görülme olasılığının 5’te 1 oranında azalacağını da ortaya koydu.

    Çalışmayı yürüten Dr. Tanya Froelich, kadınların yüzde 15’inin hamileyken sigara içtiğini söyledi.

    Hamilelikte sigara içmek, düşük kilolu çocuk doğurmak, erken doğum gibi daha başka önemli sağlık sorunlarına da neden oluyor.

    (habertürk)


    Tarih: 17:31, Ekim 24, 2009 Kategori: Hamilelik
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    ACİL DURUMLAR İÇİN SELÜLİTLERİNİZE SON DAKİKA HAREKATI

    Yaz tatilini nerede geçireceğinize karar verdiniz, otel rezervasyonları yapıldı, sıra geldi selülitleri yok etmeye! Merak etmeyin, böyle acil durumlar için güzellikte her zaman son dakika harekatı vardır.

    Üzerindeki pareodan kurtulur kurtulmaz kendini havuza atanlardan mısınız? Yoksa 'ben kalabalık plajlarda güneşlenmeyi sevmiyorum' diyenlerden mi? Ya da sahilde bikinilerle yürüyüş yapmanın pek de keyifli olmadığını düşünenlerdensiniz ; Bırakın kendinize bahaneler ve kaçış planları yaratmayı. Bu yaz özgürce bikini giymenin keyfini yaşayın. Tatile çok az mı vakit kalmış? Hiç problem değil! Sezonun en gözde renklerinden bikinilerinizi şimdiden hazır edin. Çünkü son dakika harekatımızla hepsini en iyi şekilde sergileyecek olan sizsiniz.


    Yağ hücreleri harekete geçiyor

    Hafif ve orta dereceli selülitleri yok etmek için masaj yapmak oldukça faydalı. Çünkü masaj sayesinde kan dolaşımı hızlanır, problemli bölgelere oksijen ulaşmış olur. Bu sayede buradaki yağ yakımı da hızlanmış olur. Hücre duvarları daha geçirgen hale gelir, fazla su ve toksik maddeler atılır. En hareketsiz yağ hücresi bile kış uykusundan uyanmış olur, incelir ve dışarıya bombe şeklinde kötü bir görüntü oluşturmaz. Masajın başka bir olumlu tarafı ise, oksitosin hormonu salgılanmasını artırmasıdır. Bu hormonun salgılanması, selülitlerimiz olsa bile kendimizi iyi hissetmemizi sağlar. Masaj yapmak için önce yardımcı elemanlarınızdan birtakım oluşturmalısınız: Masaj yapmak için bir vücut fırçası, liften bir eldiven, masaj rulosu ve anti-selülit kremi. İşte hepsi bu kadar! Öncelikle problemli bölgelerinize beş dakika boyunca rulo ile masaj yapın. Ardından selülit kreminizi iyice yedirin. Kreminizi sabah ve akşam olmak üzere, günde iki kez uygulamaya gayret göstermelisiniz. Masaj aleti yerine ellerinizi kullanmayı tercih ediyorsanız, vücuttaki fazla suyun atılmasını hızlandıran birkaç hareket söyleyebiliriz. Öncelikle göbek deliğinizin çevresinde, saat yönünde ve 1 dakika boyunca daireler çizin. Daha sonra karnınıza ve kalçalarınıza minik çimdikler atın. Çimdik masajını aşağıdan yukarıya doğru yapabilirsiniz. Ardından basenlere geçin. İki elinizin avuçlarıyla dizden kalçaya doğru çekin, sonra da avuçlarınızın çıkık kısımlarıyla basınç uygulayın. Bunu yaparken cildinizin hafifçe kızarması gerekiyor.

     

    Spor yaparak sıkılaşın

    Kremler sürebilir, dengeli beslenebilirsiniz. Ama hiç spor yapmadan ne yazık ki selülitlerinizden kurtulamazsınız. Ancak programlı bir egzersizle vücuttaki fazla yağlanmadan kurtulabilirsiniz. Kurala göre, kaslar ne kadar fazlaysa selülit oluşması için o kadar az yer kalır. Düzenli olarak egzersiz yapan kişiler yağlarını çok daha hızlı yakabilirler. Dolayısıyla ofiste yenen çikolatanın ya da akşam yemeğindeki pizzanın etkisi çok daha hafif olur. Sürekli spor yaparak kaslarınızın vücut çalışanlarınki kadar belirgin olacağından korkmayın. Çünkü kadın kasları erkeklerinki kadar hızlı gelişmez. Ara sıra ama yoğun yapılan egzersizler yerine sık ama hafif egzersizler yapmayı tercih edin.

    Kaslarınızın dinlenmesi için mutlaka molalar verin. Haftada üç gün spor yapmak yeterli olacaktır. Bisiklete binmek ve koşmak selülitten kurtulmak için en ideal sporlar arasında. İkisinde de bacak ve kalça kasları yoğun bir şekilde çalıştırılır. Spor yapmaktan pek hoşlanmıyorsanız, yüzmeyi ve havuz jimnastiğini de deneyebilirsiniz. Suyun kaldırma gücüyle bir yandan vücut ağırlığının sadece yüzde 10'u hissedildiği için eklemler zarar görmez, diğer yandan suyun basıncı dokular üzerinde etki yapar. Böylece bacaklarınızda varis ve selülit oluşmaz.

     

    Kozmetiklerle sımsıkı bir cilt

    Kozmetik alanında çalışan bilim adamları her gün selülitle mücadelede etkili olan yeni etken maddeler keşfediyorlar. Özellikle spor ve doğru beslenmeyle desteklendiği zaman bu kozmetikler oldukça etkili. Selülit kremlerinizi uygulamadan önce bu bölgelere peeling yaparsanız, kullanmış olduğunuz ürünlerin etkisini arttırmış olursunuz.

    (milliyet.com)


    Tarih: 00:35, Ekim 24, 2009 Kategori: Kadin vucudu
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    UZMANLARIN AŞK TANIMLAMASI

    Hayranlık nerede bitiyor? Aşk nerede başlıyor? Psikologların görüşleri...

    Aşk, hayatımızın en büyük gizemlerden biri... Milyonlarca kez şarkılara konu olmuş, hakkında makaleler yazılmış, açıklanmaya çalışılmış, üzerinde kafa patlatılmış ve incelenmiş... Aşkın sırrına varıp varamayacağımız belli değil, belki de o gün hiç gelmeyecek. Daha neye aşk diyoruz, o bile tam olarak belli değil. Hayranlık nerede bitiyor? Aşk nerede başlıyor? Neden itibaren birini seviyorum?

    Psikologların dediğine göre...

    Aşkı tanımlamaya çalışan uzmanlar bu duyguyu çok yoğun, kısıtlı zamanlı ve başka bir insana bağlı bir ruh hali olarak ele alıyor. Gerçekten de aşık bir insanın zihni ve tüm bedeni, biraz sıra dışı bir durumda. Kişinin bilinci, mantığını kaybediyor ve sadece sevdiği kişiye yöneliyor. Sürekli o insanı düşünüyor. Aşık olanlar, algı ve yargı güçlerini kaybediyor ve yüzlerine o meşhur "pembe gözlüğü" takıyorlar. Uyuyamıyorlar, iştahları kaçıyor. Arzuladıkları kişi onları tüketiyor ve o kişiye bedensel olarak yakın olma ihtiyacı duyuyorlar. Aşklarına karşılık aldıkları zamansa kendilerini harika bir uyuşturucu almış gibi hissediyorlar. İki tarafa da benzersiz güçler veren ve onları her türlü soruna karşı kör eden bir uyuşturucu... Aşkın coşkusu sona erdiği zamansa beraberlik, sevgi birlikteliği veya çöküş haline geliyor. Sonucun ne olacağı, beklenenin ne kadar gerçekleştiğine bağlı.

    Biraz da biyoloji...

    Aşık olma hissine henüz nörobiyolojik bir açıklama getirilememiş. Yine de aşık olmakla birlikte özellikle vücudumuzdaki dopamin hormonunun ("ödüllendirme maddesi" de deniyor) bir rol oynadığı düşünülüyor. Aşık olduğumuz zaman, vücudumuz bol miktarda dopamin üretir ve bu da tipik bir sarhoşluğa benzeyen bir mutluluk hissine neden olur. Mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin seviyesiyse düşer. Artık tamamen aşık olduğumuz kişiye odaklanmışızdır. Bu, "obsesif kompulsif bozukluk" denen saplantıya çok benziyor. Bazı sinir hastalarında (nevrotiklerde) bu düşük serotonin seviyesi çok tipik bir özellik. Kısacası aşık olmak ve nevrotik davranışlar akraba sayılıyor. Aşık olduklarında, sonsuz bir coşkuyla delice şeyler yapan ve sonrasında hiç bir şey hatırlamayanlar, herhalde aradaki bu bağı pek de garip bulmayacaklar. "Aşın gözü kördür" sözü boşuna değil...

    Marie Claire
    (habertürk)


    Tarih: 18:06, Ekim 23, 2009 Kategori: ASK
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    SOSYAL EŞİTSİZLİK KADINLARI OLUMSUZ ETKİLEMEKTE

    Kadınların, sosyal eşitsizlik nedeniyle hastalıklar karşısında erkeklerden daha "güçsüz" olduğu bildirildi.


    Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), "Kadınlar ve Sağlık" konulu raporunda, son yıllarda kaydedilen ilerlemelere rağmen, toplumların hala, özellikle gençlik ve yaşlılık döneminde kadınların sağlık konusundaki taleplerini karşılayamadığını bildirdi.


    Raporda, genç kızlar ve kadınların hak ettikleri ve ihtiyaç duydukları tedavi ve desteği almasının artık zamanının geldiği belirtildi.


    Kadınların, ihtiyaçlarına ve kendilerine özgü sorunlarına uygun tedaviden yararlanamadığının vurgulandığı raporda, özellikle yaşlı kadınların durumunun endişe verici olduğuna dikkat çekildi.


    -KADINLAR DAHA UZUN, AMA "SAĞLIKSIZ" YAŞIYOR


    Kadınların erkeklerden ortalama 6-8 yıl daha fazla yaşadığını hatırlatan DSÖ, bunun gibi bazı biyolojik avantajlara rağmen, kadınların sağlığının sosyo-ekonomik duruma bağlı olduğunu bildirdi.


    Kadınların erkeklerden daha uzun süre yaşaması nedeniyle yaşlı kadınların sayısının daha fazla olduğunun belirtildiği raporda, ülkelere, bugünden itibaren yaşlılığa bağlı sağlık sorunlarının masraflarının sorumluluğunu üstlenmeye hazırlanmaları gerektiği uyarısında bulunuldu.


    DSÖ raporunda, eğitim ya da karar verme gücünün yetersizliği/yetersiz bırakılışı ve gelirin az olmasının kadınların hem kendilerinin, hem de ailelerinin sağlığını koruma becerisini sınırlandırabildiği, kadınların sağlığı konusunda bölgesel ve uluslararası önemli farklılıklar olsa da kadın ve genç kızların özellikle ayrımcılık, şiddet ve yoksulluk gibi benzer engellerle karşılaştığını vurguladı.


    Başta, genellikle ailelerin yaşlı bireyin yükünü üstlendiği ülkelerde, hükümetlerden yaşlı kadınların sağlık masraflarını karşılamak için çaba göstermesini isteyen DSÖ, ayrıca yaşlı kadınların ihtiyaçlarına cevap vermenin hastalığı daha iyi anlamaktan geçtiğini vurguladı.


    AIDS, verem ve aşırı kilonun 15-45 yaşındaki genç kızların ve kadınların başlıca ölüm nedeni olduğunu belirten DSÖ, bulaşıcı olmayan hastalıkların 45 yaşından sonra kadınlarda önde gelen ölüm nedenleri haline geldiğini bildirdi.


    60 yaşın üzerindekilerin ise kalp sorunları, beyin kanaması gibi hastalıklardan yaşamını yitirdiğini vurgulayan DSÖ, bunun kadınların erkeklerden farklı belirtiler göstermesinden ve kadının ikinci plana itilmesinden kaynaklandığına dikkati çekti.


    -SAĞLIKTA REFORM GEREKLİ-


    DSÖ, hayatları boyunca tüm dünyadaki genç kızların ve kadınların sağlık ve hayatlarını iyileştirmek için hemen harekete geçilmesi çağrısında da bulundu.


    Raporda kadınlar, yapabileceklerinin tamamını yerine getiremiyorsa, daha sağlıklı ve mutlu bir yaşam süremiyorsa sağlıklı bir toplumdan bahsetmenin mümkün olmadığı ifade edildi.


    Kadınların sağlık ihtiyaçlarını karşılamak için doğum öncesinde başvurulabilen merkezler, ruh sağlığı, rahim kanseri teşhisi ve tedavisinin yapıldığı merkezlerin bulunduğunu belirten DSÖ, ancak birçok ülkede cinsel sağlık hizmetlerinin evli kadınlara yönelik olduğunu, bekar ve genç kızların gözardı edildiğini vurguladı. DSÖ, hayat kadınları, uyuşturucu bağımlısı kadınlar ya da kırsal kesimde yaşayan kadınlara yönelik sağlık merkezlerinin sayısının da çok az olduğunu kaydetti.


    (stargazete.com)


    Tarih: 00:16, Ekim 23, 2009 Kategori: Kadin sagligi
    Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- | Önceki Sayfa ->
    Page Rank Check