MENÜ
*
*
*
KATEGORİLER
SON EKLENENLER
TIRNAK SAĞLIĞINA DİKKAT ETMENİN PÜF NOKTALARI
BAYANLARDA ÇEYREK YAŞ SENDROMU
MENOPOZDA TATLI KRİZİNE GİRMENİZ ÇOK NORMAL
SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL BAKIM TÜYOLARI
UZMANLARDAN FORMA GİRMENİN PÜF NOKTALARI
SPORSUZ DİYETİN FAYDASI OLUR MU ?
YAZA SİMETRİK BİR VÜCUTLA GİRİN
ORTAYAŞ KADINLARIN ORTAK DERDİ FM SENDROMU
KADINLAR NEDEN DAHA FAZLA ÜŞÜYOR ?
KADINLARDA PANİK ATAK HASTALIĞI
|
Tırnakların renklendirilmesi ve bakımı tarihten beri bilinen bir olgudur. Ancak bunu yaparken tırnakların sağlığına özen gösterilmesi şarttır. İşte tırnak sağlığına dikkat etmenin püf noktaları...
Günümüzde gökkuşağındaki tüm renkler tırnaklara taşınabilse de, tırnak bakımı ve korunması geçmişe oranla daha önemli bir yer tutmaktadır.
İyi ve kaliteli olarak seçilen cila çıkartıcılar tırnaklara ve cilde herhangi bir zarar vermeden etkilerini göstermektedirler. Uygun nemlendiriciler tırnak ana hücrelerini güçlendirmekte daha sağlıklı ve güçlü tırnaklar sağlamaktadır.
Tırnak sağlığınız için dikkat etmeniz gereken bazı noktaları aşağıda bulacaksınız
Tırnaklarınızı sudan uzak tutunuz.
Ellerinizi ve tırnak köklerinizi mutlaka besleyici ve nemlendirici kremlerle günde bir kaç kez destekleyin. Özellikle ıslanma öncesi ve sonrası mutlaka kremleme yapın.
Tırnak cilalarınızı asla soymaya kalkmayınız. Tırnaklarınızdan da küçük dahi olsa bazı kısımlar bu cila parçaları ile kopacaktır. Cilaları soymak yerine ince bir kat daha sürmeyi ve cilaların kalkmasını engellemeniz daha doğru olur.
Cila çıkartıcınızın AHA (alpha hidroksi asit) gibi ölü deri katmanlarını çıkartıcı maddeler içermesini ve doğal asitlikte olmasını tercih ediniz.
(milliyet)
|
Tarih: 01:13, Şubat 10, 2010 Kategori: guzellik |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Kadınlar, orta yaş sendromundan sonra, şimdi de 20'li yaşların ortasında görülen ve ''çeyrek yaş sendromu'' adı verilen bir başka dönemsel bunalıma daha düşüyorlar.
Kadınların yaşlarıyla ilgili yaşadıkları bunalımlar daha genç yaşlara doğru kayıyor. Tıp dünyası kadınların daha 20'li yaşlarda, yaşlarıyla ilgili problemler yaşadıklarını ortaya koydu.
Berlin'de görevli psikoterapist Klaus Krzyszycha, özellikle kız üniversite öğrencilerinin, öğrencilikten sonraki yeni sorumluluklara, özgürlüklere ve olanaklara hazır olmadığını belirterek, iş olanaklarının kısıtlı olmasının da bunalımı tetiklediğini kaydetti.
''Çeyrek yaş krizi - genç, başarılı, oryantasyonsuz'' isimli kitabın yazarı Birgit Adam, bu krizle nasıl baş edileceğinin bir formülünü bilmediğini belirtti ve bu dönemi yaşayan gençlere, ''Çok düşünmeyin, dışarıya çıkın ve bir şeyler yapın'' önerisinde bulundu.
Yine aynı konuda kitap yazan ve bu yaş grubundaki genç kızlarla röportajlar yapan Alexandra Robbins ve Abby Wilner, okulun 20 yıllık güvenli limanından çıkıp, sorumluluklarla yüz yüze gelmenin bunalımın en önemli nedenlerinden olduğunu kaydettiler.
Robbins ve Wilner, röportaj yapılan çoğu gencin, ''Üniversiteden sonraki hayata kesinlikle hazırlıklı değildim'' dediğini ifade ettiler.
(milliyet)
|
Tarih: 01:06, Şubat 10, 2010 Kategori: Kadin psikolojisi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Menepoz dönemindesiniz ve canınız sürekli tatlı yemek istiyor. Şekerli olsun da ne olursa olsun. Sakın panik yapmayın! "Tatlı krizi"ne girmeniz çok normal. Tat fonksiyonlarınız değişiyor...
Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden Dr. Çağrı Delilbaşı, Dr. Tolga Cehiz, Dr. Ümit Akal ve Dr. Tamer Yılmaz'ın yaptığı ''menopoz sonrası dönemde tat fonksiyonu'' adlı araştırmada, menopoz dönemindeki kadınların ağız tatlarının değiştiği ve daha fazla tatlı yiyecekler tükettikleri ortaya çıktı.
Yapılan bu araştırma, Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'ne başvuran menopoz sonrası dönemde olan kadınlar ve aynı yaş dönemindeki erkek hastalar üzerinde yapıldı.
Tat fonksiyonunu ölçmeye yönelik yapılan testler sonucunda, kadınların damaktaki tat algılamasında bir azalma saptanırken, dildeki tat algılamasında bir değişiklik saptanmadı. Erkeklerin tat fonksiyonunda ise bir değişiklik bulunmadı.
Ayrıca bu dönemdeki kadınların tatlı hissinde anlamlı bir azalma olduğu görüldü. Kadın hastaların yüzde 35'i, menopoz sonrası dönemde tat duyusunda bir değişiklik olduğunun farkına varırken, hastaların yüzde 45'i aynı dönemde beslenme alışkanlıklarının değiştiğini ve tatlı besinleri daha fazla tercih ettiklerini belirttiler.
Bu araştırmayla menopoz sonrası dönemde daha fazla tatlı besinlerin tercih edildiği ve bunun tatlı hissindeki azalmaya bağlı olabileceği düşünüldü.
Araştırmada, bu dönemdeki kadınların az bir kısmının tat duyusunda bir değişiklik olduğunun farkında olması ve buna bağlı tatlı besinleri daha fazla tercih etmeleri, özellikle bu dönemde diyabet, kalp hastalıkları ve şişmanlık gibi ciddi sağlık problemlerine yol açabileceği vurgulandı.
Araştırmada ayrıca, tat fonksiyonunun, diş hekimliğinin öncelikli konusu olduğu, menopoz sonrası dönemdeki değişikliklerin iyi bilinmesi ve hastanın beslenme alışkanlıkları açısından uyarılıp takip edilmesinin önemli olduğu belirtildi.
(milliyet)
|
Tarih: 01:02, Şubat 10, 2010 Kategori: Menopoz |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Etkili bir bakıma ne dersiniz?
Sevgililer Günü’nde bir partnerinize daha güzel görünmek ister misiniz? Yüzünüzün daha canlı, cildinizin daha parlak görünmesini istiyorsanız meyve asitleriyle yapılan kimyasal peeling imdadınıza yetişiyor. Yine peelingin nimetlerinden yararlanarak, göz torbalarına veda edip, kuğu gibi zarif ve pürüzsüz bir boyna sahip olmanız da mümkün. Dermatoloji Uzmanı Dr. Eda Kumbasar, Sevgililer Günü’nde bakımlı ve güzel görünmek isteyenlere basit ama etkili bakım tüyoları verdi:
PARLAK BİR CİLT İÇİN KİMYASAL PEELİNG: Sevgililer Günü’ne az kalan bir zamanda cildimizin ve saçımızın iyi görünmesi için yapılabilecek birçok bakım yöntemi var. Yüzümüzün daha canlı, cildimizin daha nemli ve parlak görünmesi için meyve asitleriyle yapılan kimyasal peeling işlemleri son derece pratik ve ağrısızdır. Dermatolog gözetiminde yapıldığında son derece güvenilir işlemlerdir.
LEKELER AÇILSIN GÖZENEKLER SIKILAŞSIN: Hastanede 15 gün aralarla uygulanan bu işlemler sonucunda ciltte parlama, lekelerde açılma, yüzeyel kırışıklıklarda azalma, gözeneklerde sıkılaşma, cildin nemlenmesi gibi gözle görülür kişiyi memnun eden sonuçlar elde edilir. Meyve asitleri kullanıldığı için işlemden sonra deride kabuklanma ya da soyulma gibi yan etkiler olmaz. Bu yüzden böyle bir dönemde yapılabilecek en pratik uygulamalardan biridir. Birkaç seans kimyasal peeling uygulaması sonucunda bile değişiklikler ortaya çıkacaktır.
ÖĞLE ARASINDA CİLDİNİZ NEMLENSİN: Yine kısa sürede cildin nemlenmesirde, volümünde ve elastikiyetinde artış, yanaklarda çökmeler varsa dolgunlaşmasını sağlama ve kırışıklarda azalma gibi etkiler için mezolifting son derece iyi ve hızla bir çözüm olabilir. 20- 30 dakikada yapılan bu tip uygulamalar ağrısız, sonuçları kısa sürede gözlenebilen, hastaya memnuniyeti fazla olan öğle arası işlemeleri diye tarif ettiğimiz uygulamalar arasındadır.
MEZOLİFTİNGLE IŞILDAYIN: Mezolifting tüm yüz ve boyun bölgesine uygulanabilir. Yüzeyel kırışıklıklar azalır, cildimiz nemlenir ve yüzümüzde doğal bir ışıldama olur. Hastanede yapılan bu işlemler yine dermatologlar tarafından uygulanır.
KİM İSTEMEZ DOLGUN DUDAKLAR: Sevgililer Günü’nden önce yapılabilecek en pratik uygulamalardan ve en çabuk sonuç elde edilebilecek uygulamalardan biri ise dudak dolgu enjeksiyonlarıdır. İşlem sırasında dudak volümü artırılır ve sonuç o sırada gözlemlenir. İşlemde lokal anestezi yapıldığı için hastanın ağrısı olmaz ve sonuç hemen görülür. Dudak dolgusunun sonucu yaklaşık 8 ay ila 1 yıl kadar devam eder; daha sonra erir ve işlem eğer istenirse tekrar edilebilir.
BURUN KENARINA DA DOLGU: Ayrıca dolgu enjeksiyonları burun kenarıyla dudak kenarı arasında oluşan oluk çizgisine uygulanır ve etkisi hemen o anda ortaya çıkar.
GÖZ TORBALARINA PEELİNG: Yine böyle özel bir günden önce yapılabilecek en etkili uygulamalardan biri göz çevresinde oluşan mor halkaları azaltmak için göz etrafına uygulanan kimyasal peeling tedavisidir. Göz çevresi peelingleri mor halkaları torbaları ve kırışıkları azaltır, Birkaç seansta yapılan bu uygulama sadece 10- 15 dakika sürer ve ağrısızdır. Hastanede uygulanır ve tedavinin sonunda morluklar hafifler, kırışıklıklar yüzeyelleşir. Kısa sürede etkileri ortaya çıkar.
BOYNUNUZ KUĞU GİBİ OLSUN: Boyunda oluşan kırışıklıkları tedavi etmek için de etkili bir çözüm olan boyun bölgesine uygulanan kimyasal peelingler, elastikiyet artışı sağlar. Ayrıca cildin tonusunu arttırır, kırışıklıkları azaltır ve yaşlanma karşıtı etkileri vardır. Birkaç seans içinde gözle görülür etkileri olan bu işlemler kısa sürede uygulanır. Kabuklanma soyulma gibi yan etkileri yoktur. Sosyal hayatta aktif kişiler için doğru bir seçimdir. Cildin nemlenmesini sağlar, erken kırışmasını engeller ve boyunda oluşan çizgilerin azaltılmasına yardımcı olur.
ÖNCE EPİLASYON SONRA BULUŞMA: Sevgililer Günü’nde bakımlı olmak için bir diğer gerekli unsur lazer epilasyon. Hastanede güvenli bir ortamda yapılan bu uygulamalar sayesinde tüylerinizden kalıcı olarak kurtulabilirsiniz.
ÖNEMLİ OLAN DOĞAL GÖRÜNÜM DİYENLERE!
En kısa sürede sonuç veren uygulamalardan biri ise botulinum toksin uygulamasıdır. Önemli olan doğal bir görünümdür. Göz etrafına, alın kırışıklıklarına veya kaz ayaklarına doğru dozlarda ve doğru noktalara yapıldığında doğal görünüm bozulmaz ama istenilen görüntü oluşur ve kırışıklıklar azalır. Önemi olan bu tip uygulamalarda doğal görünümü kaybetmemektir. Bu da işlemi yaptırmak isteyen kişiyi iyi değerlendirmekten ve hekimin tecrübesinden geçer.
BULUŞMADA SAÇLARINIZ AHENKLE DANS ETSİN!
Sevgililer Günü’nde daha canlı ve parlak saçlara sahip olmak için saçlı deriye uygulanan mezoterapi son derece etkili bir tedavi şeklidir. Haftada bir yapılan bu uygulamada cilt altına yapılan ilaç enjeksiyonları ile saç kökleri beslenir güçlenir ve daha parlak canlı saçlar elde edilir. Tedavinin sonunda saç dökülmesi azalır, yeni saç çıkışları olur, saçların volümünde artış olur. Erkek tipi saç dökülmesi şikayeti olan kişilere de yapılan bu uygulama etkili bir tedavi şeklidir.
(habertürk)
|
Tarih: 12:47, Şubat 9, 2010 Kategori: Ask |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yaz tatili için şimdiden form tutmaya başlasanız iyi olur. Uzmanlardan forma girmenin püf noktaları...
Yaz aylarında giyilen mayo ve hafif giyeceklerde kilolarını saklayamayan kadınlar ile vücut gelişimine önem veren erkeklerin şimdiden spor salonlarına giderek form tutmaya başlamaları gerektiği bildirildi.
Adana'da faaliyet gösteren bir spor salonunda fitness koçluğu yapan beden öğretmeni Soner Kul, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kilo sorunu olanların, konusunda uzman antrenörlerin bulunduğu salonlarda bu sorunlarından rahatça kurtulabileceklerini söyledi.
Forma girmek veya vücut geliştirmek isteyenlerin mutlaka diplomalı antrenörler nezaretindeki salonlara başvuruda bulunması gerektiğini belirten Kul, bu konuna kendilerine gelen kişilere bilimsel programlar uygulandığını ifade etti.
Kul, açık alanlarda kişinin kendi vücut ağırlığıyla veya salonlarda aletlerle fitness yapabileceğini belirterek, 'Ancak salonlarda kontrollü şekilde spor yapılması daha sağlıklı' dedi.
Kul, kişilerin kilo veya kas oranlarına göre çalışma programı hazırladıklarını belirterek, şöyle konuştu:
'Öncelikle kişinin ideal kilosu bulunuyor, buna göre günlük alması ve spor yaparken harcaması gereken kalori miktarı belirleniyor. Çalışma programı da bir, iki veya üç aylık dönemler halinde hazırlanıyor. Buradaki amaç, kişiye hızlı bir şekilde değil, haftada yarım kilo civarında kilo verdirmek. Kiloya göre kas oranını artırmak için de sıkı bir antrenman programı uygulatıp protein ve karbonhidrat ağırlıklı beslenme sağlıyoruz.'
HAZIRLIK EN AZ 3 AY ÖNCE BAŞLAMALI
Kul, kadın veya erkeklerin yaza en az 3 ay önceden hazırlanmaya başlaması gerektiğini söyledi.
Genelde yaza çok az bir süre kala salonlara başvuruda bulunulduğuna dikkati çeken Kul, 'Ancak bunun tam tersi olmalı. Yaza fit girmek isteyenler salonlara kışın gitmeli ve haftada en az 3 gün uzman antrenörlerin nezaretinde çalışma yapmalı' diye konuştu.
Tek başına vücudu hazırlamadan herhangi bir ağırlık kullanılarak yapılan sporun da boyun veya bel fıtığı ile eklem yerleri sakatlanmalarına neden olabileceği konusunda uyarıda bulunan Kul, büyüme hormonu salgılayan ilaçların kullanılmaması gerektiği konusunda da sık sık uyarılarda bulunduklarını kaydetti.
(habervitrini)
|
Tarih: 01:46, Şubat 9, 2010 Kategori: Kadin vucudu |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Egzersiz olmadan başlanan diyet bir yarar sağlamadığı gibi vücutta hoş olmayan görünümlere yol açabiliyor.
Konya Selçuk Üniversitesi Beden Eğitimi Spor Yüksekokulu Araştırma Görevlisi Fatma Arslan, yaz ayları öncesinde, özellikle kilolu kadınların, diyete, spor salonlarına ve plastik cerrahlara yöneldiğini söyledi.
Kış aylarında kalın giysilerle fazla kiloların kamufle edebildiğini ifade eden Arslan, şunları kaydetti:
''Ama yazın aynı durum söz konusu değil. İnce elbiselerle fazla kilolar ortaya çıkıyor. Nisan ayının girmesiyle, kadınlar diyete ve spor aktivitelerine başlıyor. Ancak bilinçsizce yapılıyor. Diyet yapan sporu, spor yapan da diyeti hiç düşünmüyor.''
Arslan, spor salonuna sağlıklı yaşam için gelenlerin yok denecek kadar az olduğuna dikkati çekerek, tek düşüncelerinin, yaz boyunca fazla kilolardan kurtulmak olduğunu söyledi.
Diyet yapan kişilerin mutlaka spor da yapmaları gerektiğini vurgulayan Arslan, ''Sporsuz diyetin hiçbir anlamı olmaz. Form tutmada egzersiz şart. Sporsuz yapılan diyet, vücutta hoş olmayan görüntülere yol açan sarkmaları meydana getirir. Bunu da hiç kimse istemez. En azından yolda bir yürüyüş bile diyete destek olabilir'' dedi.
Kış dönemi boyunca haftanın belli günlerinde sınırlı sayıda gelenlere hizmet verdiklerini, ancak Nisan ayıyla birlikte yoğunluğun çok arttığını belirten Arslan, şu anda günde 2 seans yapmakla kalmadıklarını, bazı günlerde özel seanslar açtıklarını bildirdi.
(milliyet)
|
Tarih: 01:44, Şubat 8, 2010 Kategori: Diyet |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yaz aylarının yaklaşmasıyla yoğunlaşan egzersiz ve diyet programlarının estetik görünüm için yeterli olmadığı, sağlık ve güzellik için vücut simetrisini merkez alan bir program izlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç Dr. Yalçın Kaya, havaların ısınması ile özellikle kadınların kilodan kaynaklanan vücut kusurlarını yok etmek ve tatil sezonuna formda girebilmek çabası içinde olduğunu söyledi.
Bunun için hemen herkesin spor salonlarında egzersiz çalışması yaparak ve çeşitli diyet programları izleyerek istediği estetik vücuda kavuşmaya çalıştığını dile getiren Kaya, ancak spor salonlarının ticari kuruluşlar olması nedeniyle genellikle sadece zayıflama kavramı üzerinde durduklarını ya da bilinçsiz çalışmalarla müşterilerinin estetik yapılarına, hatta sağlıklarına zarar verdiklerini öne sürdü.
BİLİNÇSİZ EGZERSİZ
İnsan vücudunun görünümünü etkileyen unsurların en önemlisinin kaslar olduğunu vurgulayan Kaya, şunları kaydetti:
''Estetik görünüm yalnız diyet ve egzersiz ile olmaz. Vücut simetrisi de şarttır. Kasların hemen hepsi vücutta simetrik olarak dizilmişlerdir. Kaslar bir dirence tabi tutulduğunda gelişir, yüklenme azaldığında ise çapları küçülür. İnsan günlük aktivitelerinin yoğunluğu gereği kaslarının bir bölümünü daha fazla çalıştırır. Vücudun belli taraflarındaki fazla kullanım sonucu beliren asimetrik yapı, uygun egzersizler seçilmeden gelişigüzel spor yapılması halinde iyice artar. Yaz ayları öncesinde ideal bir vücut için girilen bilinçsiz zayıflama ve spor çalışması, simetriyi bozarak vücut estetiğine zarar verir.''
Günlük yaşamda vücudun belli bölümleri ve sağ ya da sol kol gibi belli organlarının aktivite gereği çok kullanılmasından doğan asitmetrik yapının hemen herkeste görülebildiğini anlatan Kaya, ''Bu daha çok omurlardaki eğilmelerde kendini gösteriyor. Hep aynı eli ile kitap taşıyan öğrenciden, teniste aynı kolu kullanan sporcuya ya da sürekli aynı eli ile yemek yiyen kişiye kadar simetri sorunlarını görmek mümkündür'' dedi.
Kaya, ancak uygun egzersizlerin kesinlikle anatomi bilgisi olan uzman kişiler tarafından belirlenmesi ve gelişigüzel spor aktivitelerine girilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
(milliyet)
|
Tarih: 01:41, Şubat 8, 2010 Kategori: Kadin vucudu |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yakın çevrelerinde ''hastalık hastası'' olarak tanınan orta yaşlardaki kadınların kronik ağrılarının nedeni ''Fibromyalji (FM) Sendromu'' olabilir.
Ev işi yaparken ya da bilgisayar başında boyun ve sırt ağrılarından yakınıyor, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, kabızlık, ağrılı adet görme, ellerde ve ayaklarda karıncalanma ile şişmeden şikayet ediyorsanız, "FM Sendromu"na yakalanmış olabilirsiniz.
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Özcan, toplumda görülme sıklığı yüzde 5 ile 20 arasında değişen bir romatizmal rahatsızlık olan ''FM Sendromu''na yakalananların yüzde 80-90'ının 25-45 yaş arasındaki kadınlar olduğunu belirtti.
Özcan, şunları söyledi:
''Bu kadar değişik şikayete neden olmasına karşın, hastalığın nedeni bugüne kadar kesin olarak saptanamamıştır. Stresten kaynaklandığı görüşü yaygındır. Şikayetlerin farklılığı tanıyı da zorlaştırıyor. Hastalar, muayeneleri ve laboratuvar testleri normal çıktığından, yakın çevrelerinde (hastalık hastası) olarak adlandırılıyorlar. Hastalar, sürekli ağrı çektikleri için ruh halleri bozuluyor, depresyona yatkın oluyorlar. Herhangi bir sakatlığa yol açmamasına karşın hastalık, insanın yaşam kalitesini düşürüyor.''
Hastanın öyküsünün iyi dinlenmesi ve fizik muayene ile tanının, şüpheye yer bırakmayacak şekilde konulabildiğine dikkati çeken Özcan, tanı konulduktan sonra tedavinin de başarıyla yapıldığını bildirdi.
Tedavide ağırlığı egzersizlere verdiklerini ifade eden Özcan, düşük ağırlıkla fitness, yürüyüş, hafif tempo koşu, yüzme, bisiklet binme gibi egzersizlerin başlangıçta şikayetlerde hafif artışa neden olsa da hareket kalitesini artırdığını, ağrı yakınmalarını azalttığını sözlerine ekledi.
(milliyet)
|
Tarih: 01:34, Şubat 8, 2010 Kategori: Kadin sagligi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Evet bilimsel olarak kadınlar erkeklerden daha fazla üşüyor. Ancak bunun nedeni tamamen hormonlar. Kadınlık hormonu, vücudun uç kısımlarının kanla iyi beslenmesini engelliyor.
Kadınların, erkeklerden daha çok üşümesinin nedeninin kadınlık hormonları olduğu belirtildi.
Bilim adamı Johannes Wagner, östrojen hormonunun, vücudun uç kısımlarının kanla iyi beslenmesini engellediğini tespit etti.
Kadınlarda, hamile kaldıkları için, biyolojik olarak önceliğin merkezi ısının korunması olduğunu söyleyen Wagner, soğuk havalarda vücudun uç kısımlarına daha az kan verildiğini, bu yüzden de kadınların el, ayak, burun ve kulaklarının üşüdüğünü kaydetti.
(milliyet)
|
Tarih: 01:26, Şubat 8, 2010 Kategori: Kadin yasam |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Beklenmedik bir anda ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı ve korku karışımı bir nöbet...
Panik atak hastalığından sözediyoruz. Kadınlarda 25-30 yaş arasında doruğa yükseliyor.
Kimler daha riskli ?
Kadınların yüzde 20'sinin panik atak yaşadığı, bu hastalığın 25-30 yaş arası doruk noktaya çıktığı bildirildi.
www.panik-atak.com adresinden aldığı bilgiye göre, beklenmedik bir anda herhangi bir yerde ortaya çıkan yoğun kaygı, bunaltı ve korku karışımının yaşandığı bir n"bet olarak tanımlanan ''panik atak'' hastalığı her dört kişiden birinde görülüyor.
Kişiye kötü birşey olacağı veya sonunun geldiği, "leceği hissi veren panik atak, çarpıntı, terleme, titreme, sarsılma, boğulma, soluğun kesilmesi, bunaltı, karında ağrı gibi belirtilerle kendini g"steriyor. Ayrıca, kontrolünü kaybedeceği korkusu, o esnada ''yaşamım buraya kadarmış'' duygusu, ölüm korkusu, ellerde, kollarda, bacaklarda, başta ve birçok yerde uyuşmalar, yanmalar, karıncalanmalar da panik atağın belirtileri arasında yer alıyor.
EN ÇOK KADINLARDA GÖRÜLÜYOR
Panik atak hastalarının yüzde 80'ini kadınların oluşturduğu belirtilen sitede, bu oran genel nüfusa oranlandığında her 5 kadından birinin panik atak hastası olduğu ortaya çıkıyor. Psikolojik ve biyolojik nedenlere bağlanan panik atağın en fazla 25-30 yaş arası ortaya çıktığı, çocuklarda çok az görülen bu hastalığın, 45 yaşından sonra ise g"rülmediği bildirildi. Panik atağa, kent merkezlerinde kırsal bölgelere nazaran daha çok rastlanıyor.
KİMLER RİSK ALTINDA
Panik atak hastalığının ne zaman ve nerede ortaya çıkacağının bilinmemesi ve tam nedeni bulunmamasına karşın birçok kişi risk altında bulunuyor. Birinci derece akrabalarında panik ya da başka anksiyete bozukluğu olanlar, sıkıntılı, telaşlı, mükemmeliyetçi, aceleci, düşünce ve duygularını yeterince yansıtmayan insanlar panik atağa yakalanma riski taşıyor. Ayrıca, alkol ya da başka madde bağımlısı olan, sürekli baskı altında kalan, hayatta her zaman (iyilik meleği) gibi davranan, dürtülerini sürekli bastıran, cinselliği sürekli baskı altında tutan, yoğun bilinç altı aldatma dürtüleri içinde olan ve gizli homoseksüel eğilimi olan, aşırı hırslı, sürekli başarı ile beslenen ve başarısızlıklarda kendini suçlayan insanlar da risk altında bulunuyor.
(milliyet)
|
Tarih: 01:21, Şubat 8, 2010 Kategori: Kadin psikolojisi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|